top of page

Bir LONDRA Rüyası

  • Yazarın fotoğrafı: gülençağlayan
    gülençağlayan
  • 8 Eyl
  • 5 dakikada okunur

     

ree

                                              

 Ailece çıktığımız Londra gezimiz umduğumdan da keyifli geçti. Londra benim için gezilecek yerler listemde bana biraz karmaşık gelen bir yer konumundaydı. Sanki biraz da gezmekten korktuğum gözümde büyüttüğüm bir yerdi. Ama gezip görünce hiç de büyütülecek bir yer olmadığını çok keyifli bir şehir olduğunu gördüm. Londra diğer Avrupa şehirleri gibi sessiz sakin kendi hızında bir şehir değil.  Çok hareketli ama karışık olmayan koşuşturmalı bir şehir. Çoğu kişinin tekrar tekrar gidip gezdiği bu şehir de ilk görüşte beni kendine bağladı aslında.

  İngiltere ülkeye giriş için bizlerden vize istiyor. Yeşil pasaport bu ülke için yeterli olmuyor maalesef. Biz de ailecek evraklarımızı hazırlayıp başvurumuzu yaptık. Randevu tarihinde İstanbul yoluna düştük. Evraklarımızı teslim edip parmak izi ve fotoğraflarımızı çekip bizi gönderdiler. Aradan 20 gün geçince vize başvurumuzun kabul olduğuna dair belgeler pasaportlarımızla birlikte posta yoluyla bize teslim edildi. Vizeler değişik sürelerle talep edilebiliyor. Ücretleri de bu doğrultuda farklılık gösteriyor. Biz ilk olduğu için altı aylık başvuru yaptık. Bu sayede ikinci kez ülkeyi gezme fırsatımız da oldu.


İstanbul’dan Londra’ya uçuşumuz dört saat kadar sürdü. Londra’da altı tane havaalanı bulunuyor. Biz Stansted Havaalanına iniş yaptık.

ree

Havaalanından merkeze tren, metro, otobüs ya da bizim gibi taksi ile ulaşabilirsiniz. Bizim için en hesaplısı taksi idi. Bireysel daha yüksek bir ödeme yapmak gerekiyor. Şehir içi ulaşımda süreli kartlar alarak dolaşabileceğiniz gibi, temassız kredi ve banka kartlarını da kullanarak rahatlıkla gezebilirsiniz. Bizim için temassız kartları kullanmak çok daha pratik oldu. Şehir içi seyahatler esnasında metro ve trenlerde hem binerken hem de indikten sonra kartı okutmak gerekiyor. Otobüslerde sadece binerken okutmanız yeterli. Çünkü aynı kapıdan binip inildiği için ikinci kez basmaya gerek kalmıyor.

ree

Havaalanından şehrin içine ilerledikçe tipik İngiliz mimarisi sizi içine çekiyor. Londra’da olduğunuzu çift katlı otobüslerden, klasik taksilerinden anlayabiliyorsunuz. Otelimiz Hyde Park civarındaydı. Yani şehrin içinde olmak, o havayı solumak çok keyifliydi. Otelimiz yine klasik İngiliz mimarisiyle yapılmış eski bir binadan dönüştürülmüş kompakt bir oteldi. Yürüme mesafesinde pek çok yere yakın olması da ayrıca bize avantaj sağladı.


Hyde Park 

ree

İlk gün otelimize da yakın olması sebebiyle şeri dolaşmaya Hyde Park’tan başladık. Hem şehri keşfetmek için en güzel yol, yürümek ve etrafı seyretmektir. Parkın çok büyük olduğunu söylememe gerek var mı bilemedim. Gerçekten çok huzurlu ve keyifli bir yer. İnsanların özgürce yayıldığını, top oynayanları, güneşlenenleri görünce hayatın tadını da bu yabancılar çıkarıyor demekten kendimizi alamadık. Parkta dolaşıp bir süre vakit geçirdikten sonra rotamızı yeni duraklara çevirdik.

ree

Buckinhgam Sarayı

ree

Burası İngiliz Kraliyet ailesinin resmi konutu. Sarayın bazı bölümleri ziyaret edilebiliyor.

ree

Kraliyet muhafızlarının nöbet değişim törenin haftanın belirli gün ve saatinde yapılıyor. Bu töreni izlemek için turistler dakikalar önce sarayın dışındaki alanda toplanıyor. Biz ilk Londra gezimizde bu töreni kaçırdık maalesef izleyememiştik. Ancak ikinci defa geldiğimizde özellikle gerçekleştiği gün ve saate dikkat ettik. Nöbet değişimi uzun sürüyor bir müddet izledikten sonra alandan ayrıldık.

ree

Big Ben

ree

Dünyanın en büyük ikinci dört yüzlü saatidir. "Big Ben" aslında saat kulesinin çanının adıdır, ancak zamanla halk tarafından tüm yapıyı belirtmek için kullanılır olmuştur.

Londra’nın simgelerinden olan bu saat kulesi ve civarını görmeden dönen Londra’yı gezip görmemiştir. Thames Nehri kenarında yer alan bu simge yapı turistlerin ilgi noktası. Her açıdan fotoğraf çekmek için çaba sarf eden gezginleri seyretmek bile çok keyifli olabilir. Biz de fotoğraflarımızı çektikten sonra nehir kenarında mola verdik. Etrafı seyretmek ve şehri yaşamak için burası iyi bir seçenek olabilir. Ayrıca bu civarda hediyelik eşya satan dükkanlar bulunuyor. Pek çok farklı eşyayı uygun fiyata alabilirsiniz. 

ree

Westminster Abbey

ree

1066'dan beri günlük ayinler ile her İngiliz ve Britanya taç giyme töreninin düzenlendiği Protestan kilisesi, resmî adı ile Westminster'daki Aziz Peter Kilisesi. Ziyaret için belli günler ve saatlerde orada bulunmak gerekiyor. İçerisini görmeyi istediğim yerlerden biriydi ama umarım başka sefere.


London Eye

ree

 Thames Nehri’nin güney kıyısında yer alıyor. Dünyanın en yüksek konsollu gözlem tekerleği olarak biliniyor. Her yıl üç milyondan fazla ziyaretçisi oluyormuş.

ree

Westminster Sarayı

ree

Westminster Sarayı ya da Parlamento Binası, Birleşik Krallık'ta, Avam Kamarası ve Lordlar Kamarası'ndan oluşan İngiliz Parlamentosu'na ev sahipliği yapan yapıdır. Saraya girişler 09.00 – 17:00 arasında. Sesli ve rehberli turlar, yıl boyunca cumartesi günleri ve Noel, Paskalya ve yaz tatili bile olsa hafta içi her gün oluyor. İlk tur 9.00'da son tur da 4.15'te başlıyor. Tur yaklaşık 75 dakika sürüyormuş. Biz gezmedik. Dışarıdan görmeyle yetindik.


Tower Bridge

ree

 Tower Bridge (Kule Köprüsü), Thames Nehri üzerinde yer alan iki katlı bir açılır kapanır köprüdür. Köprü çıkışında nehir boyunca yer alan kordonda yürüyüş yapmak, manzarayı seyretmek ve keyifli zaman geçirmek için görülmeye değer bir yer. Gece köprü manzarasında fotoğraf çekmek de harikaydı.

ree

 Londra parklarıyla, tarihi dokusuyla ünlü olduğu kadar müzeleriyle de anılıyor. Bana da bu müzelerden en bilinenlerini gezip görmek nasip oldu.


British Museum

ree

 İnsanlık tarihi, sanat ve kültür müzesidir. Sekiz milyon eserden oluşan kalıcı koleksiyonu, dünyanın en büyük ve en kapsamlı koleksiyonlarından oluşuyormuş. Müze, başlangıcından günümüze kadar insan kültürünün öyküsünü kayıt altına alıyor.. British Museum, tüm bilgi alanlarını kapsayan ilk halka açık millî müzedir. Yani giriş ücretsiz. Ülkemizden getirilen tarihi eserleri burada görmek biraz üzücü ve düşündürücü olsa da, dünya mirası olarak değerlendirilip korunmuş olması da ayrıca sevindirici.

ree

Trafalgar Meydanı

ree

 Londra'nın merkezinde, National Art Gallery'nin ana giriş kapısının baktığı önemli meydan. Adını, Amiral Horatio Nelson komutasındaki İngiliz donanmasının Fransız ve İspanyol donanmalarını yendiği Trafalgar Savaşı'ndan alır. Ben National Gallery’i gezerken eşim ve oğlum için bir dinlenme alanı olmuştu.

ree

National Gallery 

ree

Gezmeye doyamadığım bu sanat galerisinde, pek çok ünlü ressamın resimlerini görmek çok heyecan vericiydi. 1824 yılında kurulan, 2300'den fazla parçanın olduğu koleksiyona sahip müze.

ree

Doğa Tarihi Müzesi

ree

 Çok görkemli bir binası olan bu müze daha ilk girişte sizi büyülüyor. Dışı kadar iç mimarisiyle de müzede sergilenenlerden çok binayla ilgilendim desem abartmış olmam. Girişteki salonda asılı duran dinozor iskeleti müzenin sembol parçası. Pek çok hayvanın iskeleti, doğal taşlar, böcek ve kelebekler de müzede yer alan diğer parçalar.

ree

Victoria ve Albert Müzesi

ree

Bu müzeye Londra’ya ikinci gelişimizde ziyaret etme fırsatı buldum. İkinci kez bu şehre geldiğimizde çok yapmak istediğim bir şeyi de yaptım. Yalnız kendim tek başıma bu şehirde dolaştım. Benim için çok anlamlı bir deneyimdi. Bu müzeyi de Google maps takibiyle buldum. Müze gerçekten görülmeye değer güzellikte. Hem dolaştım eserleri inceledim hem de bahçesinde mola verip keyifli zaman geçirdim. Unutulmazdı benim için.

ree

Borough Market 

ree

Bu yeri gezginlerin bir videosunda görüp mutlaka gitmeliyiz demiştim. Ama şehre ilk gelişimizde programımıza alamamıştık. İkinci gelişimizde yine tek başıma buranın yolunu tuttum. Tower Bridge kordonunu devam eden yolun en zonuna kadar yürüyünce başka bir köprü daha var. O köprüyü geçip biraz ilerlediğinizde karşınıza bu sevimli Pazar çıkıyor. Orada olmak ve sokak lezzetlerini tatmak mutluluk vericiydi. Marketin çıkışındaki metro ile istediğim yere ulaşmam da kolay oldu.


Çin Mahallesi

ree

Gündüzü kadar gecesi de hareketli olan bu şehirde bazı noktaları mutlaka görmek istiyorsunuz. Buralardan biri de Çin Mahallesi. Daha girişte sanki ülke değiştirmişsiniz gibi hissettiren Çince yazılarla süslü sokakları görünce heyecanlanmamak elde değil. Ayrıca dükkanlarda Çin yemeklerini de deneyimleyebilirsiniz. Hem fiyat olarak da çok daha uygun diyebilirim.


Soho

ree

 Londra’nın eğlence mekanlarının olduğu canlı gece hayatının merkezi konumunda bu yeri merak ettik. Çok farklı insan tiplerini bir arada görebileceğiniz müziğin dışarılara taştığı yiyip içme mekanlarıyla dolu bir yer. Ayrıca süslenmiş bisikletti arabalarda sesli müzik eşliğinde gezenler de farklı ilgi çekici.

ree

Greenwich Gözlem Evi

ree

İlkokuldan beri coğrafya derslerinde mutlaka bahsi geçen o ünlü sıfır meridyeninin geçtiği Greenwich Gözlem Evini de gördük çok şükür. Neymiş kardeşim beyinlerimizi yakan bu noktayı çocuk aklımızla ne sandıysak artık tabi ki de hayali bir çizgi değil mi ama. Yine de çok mutlu olduk zafer kazanmış bir edayla pozlarımız verdik. Buraya geldiğiniz zaman önündeki parkta da vakit geçirebilirsiniz.

ree

St. Paul Katedrali

ree

Bu katedral ünlü bir dini yapı. Ancak ziyaret ücretli girişte bilet almanız gerekiyor. Dini yerlerin böyle ücretli girişlerinin olması bana yanlış geliyor.  Prens Charles ve Leydi Diana’ın düğünü bu katedralde yapılmış.  Daha pek çok törende de burası kullanılmış.

ree

Buraya gelip de fish&cips yemeden dönemezsiniz hani derler ya yemeden döneni döverler diye şaka tabi ki.


ree

 Londra’nın ünlü çift katlı kırmızı otobüslerini, kırmızı nostaljik telefon kulübelerini, yola ters konumlandırılmış otobüs duraklarını, çok gelişmiş yaygın metro ağlarını, nazik kibar insanlarını daha hatırlayamadığım pek çok özelliği ile beni kendine bağladı. Tekrar tekrar giden kişileri gördüğümde ne var ki bu kadar sevecek diye düşündüğümü itiraf edeyim. Ama yaşayıp biraz da olsa o havayı tekrar gitmemek için hiçbir sebep bulamıyorum doğrusu.

ree
ree

 
 
 

Yorumlar


Yazı: Blog2_Post

Abonelik Formu

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

©2021, gülengezi tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page