Masalların Yazıldığı Şehir KOPENHAG
- gülençağlayan
- 7 Eki
- 4 dakikada okunur

Yaz tatilimizi yine şehir gezileri yaparak başlattık. İlk şehrimiz Kopenhag oldu. Hayalini kurduğum bu rengarenk, düzenli ve temiz şehre ayak basar basmaz beklentimin çok üstünde bir yerle karşılaştım. İlk olarak yolculuk ve yeni bir yere gelmenin şaşkınlığından olsa gerek şehir içi ulaşım ağını anlamamız biraz zaman aldı. Fakat ilerleyen saatlerde öyle çok da karmaşık olmadığını bize gösterdi.

Kopenhag ile İstanbul arası uçakla iki buçuk saat kadar sürüyor. İki ülke arasında bir saatlik bir saat farkı var. Havaalanından şehir merkezine metro ile ulaşmanız çok mantıklı olur. Havaalanındaki kiosklardan günlük, üç günlük, bir haftalık sınırsız kullanılabileceğiniz biletlerden kalacağınız süreye göre alıp kullanmanızı tavsiye ederim. Bu biletler metro, otobüs ve deniz araçlarında sınırsız kullanılabiliyor. M2 metrosuyla şehir içine ulaştıktan sonra istediğiniz konuma merkezden ulaşmak çok daha kolay olacaktır.

Kaldığımız otel merkezi bir konumda olması bize pek çok açıdan çok avantaj sağladı. Gün içinde yorulduğumuzda ya da başka bir ihtiyacımız olduğunda otele ulaşmak çok kolaydı.
Nyhavn Limanı

Danimarka’nın başkenti olan bu güzel şehir bir ada şehri aslında. En güzel yeri de Nyhavn Liman bölgesi diyebilirim. Rengarenk tipik üçgen çatılı tarihi evler limanda sağlı sollu sıralanmış. Masal gibi bir manzara sizi karşılıyor. Bu binaların alt katlarında restoranlar bulunuyor. Çoğu otel olarak kullanılıyor.

Masal yazarı Hans Christian Andersen de bu bölgede yaşamış. En güzel ve bilinen masallarını bu binalardan birkaçında yazdığı söyleniyor. Çok heyecan verici değil mi?

Yemek yemek için geç saatlere kalmayın bu liman bölgesi için söylüyorum sadece içecek bulabilirsiniz. Turistik bir yer nasıl olsa mutlaka yiyecek bir şeyler bulurum derseniz aç kalabilirsiniz.
Tivoli Bahçeleri

Burası da Kopenhag’a gelip de görmeden dönmemeniz gereken bir yer. Giriş ücretli. Gelmeden önce bilet almanıza gerek yok. Daha önceden online bilet satışı mevcut az da olsa sıra beklemek istemiyorsanız alabilirsiniz tabi ki. Ancak biz girişte sıra beklemedik. Giriş yaptıktan sonra gün boyu istediğiniz zaman girip çıkabiliyorsunuz.

Burası Disney çizgi filmlerine de ilam veren yerlerden biri. İçeride farklı temalarda eğlence alanları bulunuyor. Yemek yiyebileceğiniz, doğayla baş başa dinlenip, eğlence alanlarında vakit geçirebileceğiniz bir park diyebilirim. Antika hız trenli, canlı eğlence programları düzenlenen, 19. yüzyıldan kalma lunapark.
Cristiansborg Sarayı

Günümüzde Parlamento Binası olarak kullanılan bu sarayın bazı bölümleri Kraliyet tarafından da halen kullanılmaktaymış. Sarayın içini gezme fırsatı bulamasak da bahçelerinde dolaştık.

Ayrıca sarayın girişindeki gözetleme kulesine de çıktık. Buradan şehri panoramik seyredebilirsiniz. Girişte anlayamadığımız bir şekilde güvenlik taramasından geçiriliyor olunmasına da doğrusu pek anlam veremedik. Ama yine de zevkli bir kule gezisi oldu diyebilirim.
Frederik Kilisesi (Mermer Kilise)

Dış görüntüsü çok güzel olan bu kilisenin içinin de çok güzel olduğu ve gezilmesi tavsiye edilmişti. Ama gezilerde maalesef, bazen, gidilen yerlerin o gün kapalı günü olduğu ya da o saatlerde açık olmadığını öğrenip dışını izlemekle yetindiğimiz oluyor. Amalienborg Sarayına çok yakın yürüme mesafesinde yer alıyor.
Amalienborg Sarayı

Halen Kraliyet ailesinin ikamet ettiği bir saray. Biz muafız değişim töreni saatinde orada olduğumuz için bu töreni izleyebildik. Bu tarz nöbet değişimleri turistler tarafından çok merakla izleniyor. Biz de kaçırmadık.
Kopenhag Opera binası

Bu yapı limanda yer alıyor. Dışarıdan görkemli görünen bu yapıyı tekne gezisi esnasında yakınından geçerek gördük.
Stroget Caddesi

Turistlerin yoğun olarak bulunduğu bu ünlü caddeyi biz de bir turist olarak görmek istedik. Alışveriş yapabileceğiniz mağazalar ve kafeteryalar cadde boyunca devam ediyor.
Rundetaarn

Burası bir gözlem kulesi. Ancak dışından çok içi merak uyandırıyor. Dışarıdan bakıldığında merdivenlerle en üst noktasına çıkıldığı sanılsa da aslında spiral şeklinde yolda yürüyerek zirveye ulaşıyorsunuz.

İlk yapıldığı zaman atlı araba ile kral ve kraliçeyi üst kata taşımışlar. Çıkması yorucu gibi görünse de çok yorulmadığımızı söylemeliyim. Giriş ücretli.
Rosenborg Sarayı

Kraliyet hazinelerinin sergilendiği bu sarayı maalesef gezemeyip dışarıdan görmekle yetindik. Kapanış saatine koşturarak gittik ama giremedik fakat elimiz de boş dönmedik tabi ki.

Hemen yan tarafında King’s of Garden varmış. Çok güzel bir peyzajla karşılaşınca kendimizi teselli ödülü kazanmış gibi hissettik.
Küçük Deniz Kızı

Son dönem Kopenhag’ın simgelerinden olan bu deniz kızı heykeli tahmin edebileceğiniz gibi denizin içinde bir kaya üzerine konumlandırılmış. Çok büyük olmayan bu heykel, karadan yanına gidilebileceği gibi denizden de teknelerle gezi esnasında görülebiliyor. Hakkında birkaç hikayesi olan bu heykele münferit saldırılar bile olmuş.
Gefion Çeşmesi

Küçük deniz kızı heykelini görmeye giderken yolumuzun üzerinde bizi karşılayan bu havuzlu çeşme İskandinav tanrıçası Gefjon' un 4 öküzle denizi sürerken tasvir edildiği, yapımı 1908'de tamamlanan bronz çeşmedir.
Merkez Tren İstasyonu

Danimarka’nın en büyük ve şehrin merkezinde yer alan bu istasyonu mutlaka göreceksiniz. Hem dış mimarisini, hem de iç görüntüsünü çok beğendiğimi söylemeliyim.

Burası Tivoli Bahçelerine de çok yakın bir konumda.
Öresund Köprüsü

Köprü Avrupa'da hem demiryolu hem kara yolu taşımacılığının yapıldığı en büyük birleşik köprüdür. Danimarka ile İsveç’i birbirine bağlayan bu köprü ile Kopenag’dan Malmö şehrine 45 dakikada otobüs yolculuğu ile ulaşabiliyorsunuz. Bu bizim için güzel ve keyifli bir deneyim oldu. Malmö kentini de görmüş olduk. Orası da çok keyifli, küçük ama güzel bir yer. Gezilmesini tavsiye ederim.

Kopenhag pek çok yönüyle Amsterdam’a çok benziyor. Bisikletlerin çok kullanılıyor olması, kanalların varlığı bize kendimizi yer yer Amsterdam’da gibi hissettirdi. Sonra rehberli tekne turunda bir dönem burada Hollanda ’lı tüccarların yaşadığını öğrendik. Onların şehre kattıkları bu mimari izlerin günümüzde de yaşattığı duyguyu alabilmek güzeldi.

Kaldığımız günler boyunca askeri kamyonlarda, yüksek sesli müzik eşliğinde, denizci şapkaları takmış gençleri eğlenirken gördüğümüzde başlangıçta ne olduğunu anlayamadık. Yapay zeka uygulamasına bu durumu sorunca bize bu gençlerin mezuniyetlerini kutladığı cevabını verdi. Yollardaki insanlar da bu gençlere el sallayarak onları olumlu karşıladıklarını gösteriyorlar. Biz de el sallayarak ortama ayak uydurduk. Biz de olsa sanırım şikayet konusu olabilirdi diye düşünüyorum.

Kopenhag her yerde bulunan kahve dükkanları ile, kibar ve saygılı insanları ile düzenli bir şehir içi ulaşımı ile bizde iz bırakan bir şehir oldu.

Burada ekmek üstü değişik sos ve etlerle, sebze ve balıkla hazırlanmış smorrebrod denilen ekmeklerden yenilebilir. İskandinav açık sandviç diye söyleniyor. Sosisli sandviçler çok önerilse de biz dana etlisini göremedik diğer tercih de bize uymadığı için maalesef yiyemedik.

Bahsetmeden geçemeyeceğim oldukça turistleri çeken bir yemek lokasyonu daha var. Gasoline Grill. Burası bir hamburgerci. Benzin istasyonunda yer alıyor. İlk açıldığı yer burası ancak pek çok şubesi de daha sonra açılmış. Lezzetli bir yemek durağı diyebilirim. Meraklısı için sosyal medya paylaşımlarında çok görülen bir yer.
Kopenhag'ın Osterbro bölgesindeki Trianglen Meydanı'na yakın Remisen Bit pazarı cumartesi ve Pazar günleri açıkmış. Görünce çok sevindim. Eşim ve oğlum parkta dinlenirken benim de pazarda dolaşma ve alışveriş imkanım oldu.

Torveallerne Pazarı yeme içme pazarı. Her şehirde böyle yerler görmek gezmek çok keyifli oluyor. Orada yaşayan halkla iç içe olup bir şeyler yiyebilir, o havayı soluyabilirsiniz.
Church of our Lady

Burası ziyaret edilmesi önerilen bir kilise. Dışarıdan gördük. Pozumuzu verdik. İçerisinin güzel olduğu söyleniyor.
Church of Our Saviour
Kulesiyle ünlü Kurtarıcımız Kilisesi diğer ismiyle.

Biz Kopenhag'ı çok sevdik. Anlatıldığı, tavsiye edildiği kadar da güzel olan bu şehir enler arasına girmiş oldu.
_edited.jpg)



Yorumlar