Tuna’nın İncisi Budapeşte
- gülençağlayan
- 8 Ağu
- 4 dakikada okunur

Tarih, kültür, mimari ve termal sularla bezenmiş Budapeşte, Avrupa’nın en etkileyici şehirlerinden biri. Budapeşte’ye vardığımızda ilk dikkatimizi çeken şey şehrin zarafeti ve tarihi dokusuydu. Tuna Nehri’nin iki yakasına kurulan Buda ve Peşte’ nin her biri ayrı bir hikâye anlatıyor. Buda ve Peşte’ nin birleşmesinden oluşan bu güzel şehir, kendine ilk görüşte aşık ediyor. Biz ilk olarak Peşte tarafından gezmeye başladık. Görülmesi gereken yerler birbirine çok yakın olduğu için çoğu zaman yürümeyi tercih ettik. İtiraf edeyim gezilerimiz arasında en çok adım yaptığımız şehirlerden biri oldu bu şehir. Ama çok keyifli ve o kadar da yorucu olmayan bir gezi olduğunu söylemeliyim.
Biz Budapeşte’yi görülmesi gereken keyifli şehirler listesinde konumlandırdık. Tarihi geçmişinde Osmanlı ile olan bağlantılarını da bildiğimiz için şehri tanırken bu detayları da gözden kaçırmadık.
Budapeşte’ ye akşam saatlerinde Viyana’dan yaklaşık 3 saatlik bir otobüs yolculuğu sonrası vardık. Terminalden otelimize taksi ile ulaştık. Şehir içi ulaşım için terminaldeki kiosklardan 3 günlük sınırsız kullanılabilen biletlerden satın aldık. Tren ve otobüslerde geçerli olan bu biletlerle şehirde sorunsuz dolaştık.
Vajdahunyan Kalesi

Gezimizin ilk günü şehri keşfetmek üzere otelden ayrıldık. İlk olarak Peşte tarafından gezmeye başladık. Gezi planlaması yaparken şehirlerde popüler yerleri tercih etsek de bazen yolumuza pek bilinmeyen yerler de çıkabiliyor. Bu yerlerde de çok keyifli anlar yaşanabiliyor. Bu gezimizde de yolumuza Vajdahunyan Kalesi çıktı.

Burası şehir parkının içinde yer alan, çevresinde kilise ve farklı mimari yapıların da olduğu bir ada aslında. Günümüzde kale, Avrupa'nın en büyük tarım müzesi olan Macar Tarım Müzesi'ne ev sahipliği yapmaktadır. İlk görüşte dış görüntüsünü çok beğendiğimiz bu yerin çevresinde dolaşırken çok güzel manzaralarla karşılaştık.

Budapeşte de Kolodko denen minik heykeller var, bunlar şehrin her yerine yerleştirilmiş..

Anonim Heykel, Széchenyi Adası'ndaki Şehir Parkı'nda, Vajdahunyad Kalesi'nde bulunan Tarım Müzesi girişinin hemen karşısında yer almaktadır. Bu heykel, Macarların 896 yılı civarında Tuna ovasına yerleşmelerini anlatan Gesta Hungarorum'un daha önce bilinmeyen yazarını onurlandırmak için yapılmış.

Kahramanlar Meydanı

Macaristan'ın kendi topraklarında yaşamasının 1000. yılı şerefine yapılan bir meydandır. Macaristan halkının bağımsızlık ve özgürlüğü için canını feda eden kahramanlara adanmış bu meydanın yapımına 1896 yılında başlanmıştır.

Zincir Köprü (Chain Bridge):

Buda ile Peşte’ yi birbirine bağlayan bu tarihi köprü, gece ışıklandırmalarıyla adeta büyüleyici.

Buda Kalesi

Şehre tepeden bakan bu bölge, nefes kesici manzaralarıyla unutulmazdı. Kaleye yürüyerek çıkmak mümkün ancak biz füniküleri görünce daha eğlenceli olacağı için bu yolu tercih ettik. Kalenin içi rehberli turlarla gezilebiliyor.

Kaleden Peşte tarafını izlemek, Tuna Nehri’ ni seyre dalmak çok keyifliydi.

Balıkçılar Tabyası: 19yy. da gözetleme kulesi olarak inşa edilmiş.

Matthias Kilisesi:

Renkli çatısı ve farklı mimarisiyle görülmeye değer.

Macaristan Parlamento Binası:

Nehrin kıyısında adeta bir sanat eseri gibi yükseliyor. Dışarıdan etkileyici, rehberli turla içerisi de gezilebiliyormuş.

Özellikle gece ışıklandırmasıyla adeta büyüleyici bir görünümde. Özellikle gece yaptığımız tekne turu Parlamento Binasının muhteşem ışıklandırmasını görmek için kaçınılmaz yapılması gereken aktivitelerdendi diyebilirim.

St. Stephen Bazilikası:

Bir Roma Katolik bazilikasıdır. Kilise, 1909 yılında tamamlanmış.
Széchenyi Termal Hamamı:

Bu hamamı dışarıdan gördük. İçeriye girmek ve burada zaman geçirmek mutlaka çok güzel olurdu. Ancak sınırlı zamanda gezilecek çok yer de olunca bu aktiviteyi pas geçtik.
Macar Gecesi:
Geleneksel müzik, halk dansları ve yerel lezzetlerle dolu bu akşamda, Macar kültürünü daha yakından tanıdık. Renkli kostümler, canlı ritimler ve eğlenceli ortam oldukça keyifliydi.
Büyük Pazar (Great Market Hall)

Bu pazarda yöresel pek çok tezgah bulunuyor. Biraz gezindikten sonra, yerel tatlı yiyip, hediyelik (paprika) aldık.

Tuna Nehri kıyısındaki demir ayakkabılar

Tuna nehri kıyısında yürüyüş yaptık. Yürüyüş esnasında karşılaştığımız bir görüntü bize savaşın acı yüzünü tekrar hatırlattı. İkinci Dünya Savaşı sırasında ölen Macar Yahudileri anısına Tuna Nehri'nin batı yakasında beton zemine sabitlenen altmıș çift demir ayakkabı bulunuyor. Bu ayakkabıların hikayesi öğrenince insan olmanın getirdiği, yaşanan büyük acıları yüreğimizde hissettik. Anıt 2005 tarihinde açılmış. Ziyarete gelenler buraya çiçek bırakıyor.
Liberty Bridge (Özgürlük Köprüsü)

Büyük marketin hemen önünde yer alıyor. İki yakayı bağlayan bu köprü görsel anlamda çok dikkat çekiyor. Fotoğraf severlerin daha çok ilgi gösterdiği bir köprü diyebilirim.
Opera Binası

Binayı gece gezme fırsatımız oldu. Dışarıdan ışıklandırılmış binanın içerisine girmemizde bir engel olmadığını görünce şöyle bir bakmayı ihmal etmedik. İçerisinin süslemeleri çok güzeldi fotoğraf çekmeden olmazdı tabi ki.

New York Cafe

Budapeşte’de dünyaca ünlü bir kafeterya var. Budapeşte’ ye geldiyseniz görmenizi tavsiye ettiğim çok şık ve özel bir yer. Tarihi bir kafeterya. Atmosferi ile size özel hissettiren bir görünüme sahip. New York Cafe, iki kez U City Guide tarafından Dünyanın En Güzel Kafesi seçilmiş. Bu ünvanı da çokça hak ediyor gibi görünüyor. Rezervasyon gerekiyor.

Macaristan’ da gulaş ve langoş yöresel yemeklerden. Gulaş dana etiyle yapılan bir çeşit çorba. Çok lezzetli olduğunu söyleyebilirim. Langoş ise bir çeşit bizdeki pişiler gibi. Biraz daha büyük ve üzerine peynir, sos konuluyor.

Estergon Kalesi

Macaristan’a gelmişken tarih derslerinden ve Kara Murat Filmlerinden bildiğimiz Estergon Kalesini de görmeden gidemezdik. Özellikle eşim İsmail’in çok istediği bu yeri de görmek istedik.

Araç kiralayarak yaklaşık bir buçuk saat yol gittikten sonra Estergon’a vardık. Kale görüntüsü kafamızda hayal ettiğimiz gibi çıkmayınca bir hayal kırıklığı olmadı değil.

Girişte bazilika ihtişamlı bir mimari ile bizi karşıladı. İçerisi gezilebiliyor giriş ücretli ama biz kaleye odaklandığımız için burayı pas geçtik. Kalenin içi gezilebiliyor. Etnografya Müzesi ve Asya Bahçeleri bulunan kalenin içinde tarihimizi konuşarak keyifli bir gezi yaptık.
Dönüş yolunda uçağı kaçırma maceramız da bizde kalan anılar arasına girdi.
_edited.jpg)



Yorumlar